Ay Isigi
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
  Gölgeler Kitabı Parapsikoloji Ansiklopedisi
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:
  Mesajları Göster
Sayfa: [1] 2 3 ... 102
1  Evrensel Enerjiler ve Farkındalık / Meditasyon / Meditatif Hallerde Beyin Devreleri : 31 Aralık 2012, 14:18:09
Meditatif Hallerde Beyin Devreleri


Acıktığımızda, susadığımızda nasıl bir takım beyin bölgeleri aktif oluyor ve bir devre şeklinde bu ihtiyacı gideriyorsa manevi yaşantılar sırasında da benzer şekilde birbiriyle etkileşime giren beyin bölgelerini içeren bir devre mevcut.
 Bilim ve maneviyatı benzer pencerelerden incelemek, uzak bir şey gibi, sizce?

 Bu yaşantılar insanlık tarihinde hep var olmuş. Tarih, insanların inandıkları ve bu inançlar doğrultusunda yaptıkları faaliyetleri sunmakta. Üzüntü verici olan şey ise,  maneviyat bu kadar hayatımızın içindeyken bilim çevreleri ve din adamlarının bu kadar birbirinden uzak durması. Bazen din adamları bilimselliği yok saymış bazen de tam tersi. Olaya bilim cephesinden baktığımızda; bilim ortaya koyduğu bilgiyi ispatlama kaygısında ve somut verileri olmadığında öne sürülen bilginin doğruluğuna şüphe ile yaklaşmakta. Dolayısıyla yüzyıllarca bilim, maneviyat ve bununla ilgili yaşantılara ya ilgisiz kalmış ya da uzak durmak zorunda kalmıştır.


Bunun önüne nasıl geçilebilir?

Günümüzde artık teknoloji araçlarının yaygın kullanılmasıyla bu alana ilgi artmış ve ne mutlu ki bu alanda çok önemli çalışmalar yapılmaya başlamıştır.

Ne tür araştırmalar yapılmış?

Yapılan araştırmalar sonucunda insanların yoğun bir dini yaşantı sırasında (dua, zikir, vecd hali, meditasyon v.s.) beyninde bazı bölgelerin kanlanmasının arttığını ve düzenli aralıklarla uzun süre devam ettirildiğinde ise beynin özellikle hafıza ve dikkatten sorumlu bölgelerinde yeni hücre bağlantıları ve hatta yeni beyin hücresi oluşumunun olduğu gösterilmiştir.

Aynı zamanda bu faaliyetlerin kişinin beden sağlığını iyileştirmede hastalıklara direnci artırmada da rolü olduğuna dair veriler yayınlanmıştır.

Aşağıdaki resimde düzenli devam edilen meditasyon sonrası beyinde hafıza ile ilgili hipokampus bölgesinin hücre sayısında artışın göstergesi olarak hacim artışı olduğunu görmekteyiz.

Kişilerin bu aktiviteler sırasında gerçekten rahatlamaları ve huzur hissetmeleri ve uzun dönemde de birtakım biyolojik değişikliklerin olması nasıl gerçekleşiyor?

 Bizler vücüdumuzu kullanarak birtakım faaliyetler yaparken beynimiz de buna uygun konuma geçmekte.

Beynimizde o sırada aktif olan bir devre mevcut. Yani acıktığımızda, susadığımızda nasıl bir takım beyin bölgeleri aktif oluyor ve bir devre şeklinde bu ihtiyacı gideriyorsa manevi yaşantılar sırasında da benzer şekilde birbiriyle etkileşime giren beyin bölgelerini içeren bir devre mevcut.

Kullanıp kullanmamak iradesi de bize ait.


Beynimizde bunu aktivite etmek için öncelikle ne gerekiyor?

Şöyle açıklayalım: önce istemek, karar vermek yani niyet etmek gerekli. Bunu sağlayan ve niyet ile başlatılan eylemde ilk devreye giren beyin bölgesi alnımızın olduğu kısımda yerleşmiş olan kısım (frontal bölge).

Bu bölge mantıklı düşünmek, bizim için neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar vermek, en uygun eylemi kestirebilmek ve uygulayabilmek gibi faaliyetlerden sorumludur. Yani biz inandığımızda ve istediğimizde bu bölge aktif olup devreye girer ama inanmadan ya da yeterince ikna olmadan bir eylemi yaptığımızda zaten başlangıçta bir eksiklik söz konusudur.

Sonraki aşama nedir?

İstemek ve karar vermekten sonraki aşama dikkatin odaklanmasıdır. Bununla ilgili bölge (anterior singulat) dış uyaranlardan biraz kopmamızı ve daha çok içimizdeki duygulara odaklanmamızı sağlar, bunu yaparken bizim zaman ve mekan duygumuzu sürdüren beyin bölgesinin (pariyetal bölge)  kanlanmasını biraz azaltır.

Bu ne işe yarar?

Bu bölgenin aktivitesinin biraz azalması o sırada kişinin zamandan ve mekandan uzaklaşması ve farklı bir boyutta hissetmesini ya da farklı bir boyutu hissedebilmesini sağlar.

Bu his içsel algıların zenginleşmesi için gereklidir. Aynı zamanda bu bölge vücudumuzdan gelen ağrı, acı gibi duyuları da alır. Bu bölgenin kan akımının azalması yine ağrı ve acının daha az hissedilmesine imkan sağlar.

İlginç!

Bazı insanların yoğun mistik yaşantı sırasında acı ya da ağrıya dayanıklı olabilmelerinin açıklaması da bu yolla mümkün olmaktadır. Odaklanma, farklı bir boyutta hissini engellememesi için ayrı bir beyin bölgesinin de faaliyetlerinin azalması gereklidir.




O bölge nedir?

Bu bölge (amygdala) özellikle bizim tehlike anında korunmamız için ani ve çabuk tepkiler için işlevsel olan ancak bazen de yersiz endişe ve korkularla tetikleyebildiğimiz ve sanki tehlike durumu varmış gibi devreye giren bir yapıdır. Oysa dini aktiviteler sırasında kişinin endişeli değil oldukça rahat olması gerekir. Bu nedenle bu bölge aynen paryetal bölgede olduğu gibi aktivitesini azaltmalıdır.

Örnek verebilir misiniz?

Amygdala bizi korumaya yönelik olduğundan kendisi için tehlike sinyali olabilecek en ufak bir mesaji dahi ciddiye alır. Mesela bir köpek havlaması, ani bir fren sesi olduğu gibi kişinin kendi içinden eyvah, mahvoldum, hayatım karardı gibi ifadeleri de amygdalayı uyarır. Yani bizim korkularımız, evhamlarımız, endişelerimiz bu bölgeyi uyarırsa o elde etmeye çalıştığımız huzur halini bulamayız.

Çünkü amygdalanın aktivitesi artınca hem dikkat merkezini(anterior singulat) hem de ön bölge (frontal bölge) kan akımı azalır. Yani hem dikkatimiz dağılır hem de uygun kararlar vermemiz ve irade ile işe başlamamız aksar.


Peki dini ya da manevi bir aktivite sırasında ya da öncesinde bizim korkularımız mesela cehennem, ateş, günah, v.s. gibi korkular bizi ibadete başlatırsa sizce huzur bulabilir miyiz?

Hayır, çünkü bu düşünceler sürekli amygdalayı uyaracak ve biz o ibadeti yapmaya çalışsak da bizi rahatlatmayacak. Bu nokta özellikle küçük yaşta din eğitimi verilirken çok önemli, çünkü bizlerin küçük yaşlardaki öğrenmelerimiz çok daha kalıcı ve hayatımızın her alanında etkisini gösterici niteliktedir. Çocuklar büyükler gibi sorgulayarak öğrenmeyi daha ileri yaşlarda kazanırlar ama daha küçük yaşlarda öğretileni kalıp olarak alırlar. Mesela bunu yapmazsan günah yazılır, cehenneme gidersin vb gibi ifadeler din ya da maneviyatı korkuyla eşleştirir ve bu çocuk büyüdüğünde kendini vererek bu aktiviteyi yapmak istese de amygdalada kodlanan bilgi buna izin vermez ve o huzuru hissetmesi çok zor olur.

Mesaj verme anlamında kitlesel bir sorunumuz var bence. Bunu nasıl değiştirebiliriz?

Özellikle çocuklara dini bilgiler verilirken eğitimciler, ebeveynler; korku, ceza içerikli imajlar yerine daha sevgi ve huzur içerikli mesajlar vermelidirler. Böylece hem ruhsal yaşantılar daha zevkle yaplacak hem de kişi bu yaşantı sonrasında hem bedensel hem de ruhsal olarak daha iyi hissedecektir.   

Gençler günümüzde  kendilerini daha iyi hissetmek, daha yoğun duygular elde etmek için birtakım maddelerin kullanımı gibi faaliyetlere yönelebilmektedir. Bu maddeler kısa süreli haz vermekle birlikte uzun dönemde kişi için bağımlılığa neden olup hayatlarını çekilmez hale getirebilmektedir. İnanma, yoğunlaşma ve sürdürme ile huzurlu hissetme gibi bir seçenek yanlış mesajlarla baltalandığında gençlerin zararlı arayışlara yönelmelerine de zemin hazırlanabilmektedir

Son olarak  ne diyebiliriz?

O halde özetlersek beynimiz manevi yaşantılar için bir donanıma sahip ve uygun kullanıldığında bizi daha iyi hissetmemizi sağlayacak bir mekanizma. Ancak kullanıp kullanmama iradesi bize ait…

yazan Prof. Dr. Nazan Aydın:
2  Evrensel Enerjiler ve Farkındalık / Meditasyon / Meditasyon Beyni Şarj Eder : 31 Aralık 2012, 14:01:45

MEDİTASYON ZİHNİ ŞARJ EDER

Son zamanlarda yapılan beyin araştırmaları, yüzyıl­lar boyunca Budist meditasyon ustalarının koruduğu bir geleneğe dair somut kanıtlar ortaya çıkarmaya başladı. Bu kanıtlar, Zihinsel disiplin ve meditatif uygulamaların beynin çalışma şeklini değiştirebildiğini ve farklı düzey­lerde farkındalıkların elde edilmesini sağlayabildiğini göstermektedir.

Bu değiştirilmiş haller günümüze kadar geleneksel anlayışla, fiziksel olarak ölçülen ve objektif olarak de­ğerlendirilebilen dünyanın dışında, aşkın terimler yoluy­la ifade edilmiştir. Ancak son birkaç yıl boyunca Wis­consin Üniversitesi’nde Tibetli Rahiplerle çalışmakta olan araştırmacılar bu zihinsel deneyimleri yüksek frekanslı gama dalgaları, beyin senkroni­zasyonu ve koordinasyonu gibi terimler ile ifade ederek bilimsel bir dile çevirmeyi başarmışlar­dır. Araştırmacılar meditasyonla ilgili beyin aktivitesinin alnın sol arka kısmında yer alan prefron­tal korteks denilen alanda yo­ğun olduğunu saptamışlardır.

Üniversitenin 10 milyon do­larlık yeni fonksiyonel beyin gö­rüntüleme ve davranış bilimleri laboratuvarı olan W. M. Keck Laboratuvarı’ndan sinir bilimci Richard Davidson, uzun süreli meditasyon uygulayıcılarının beyin aktivitelerinin daha önce hiç görülmemiş bir öl­çüde olduğunu keşfettiklerini belirtmiş, zihinsel uygula­maların beyin üzerinde golf ya da tenis antrenmanının performansı geliştirmesi gibi bir etki yarattığını ve bu durumun beynin çoğu insanın hayal bile edemeyeceği şekilde eğitilebilir ve fiziksel olarak değiştirilebilir oldu­ğunu gösterdiğini ifade etmiştir.

Bilim adamları önceleri bu durumun tam tersine, yani beyin sinir hücreleri arasındaki bağlantıların erken yaşlarda kurulduğuna ve yetişkinlikte de değişmediği­ne inanıyorlardı. Ancak son on yılda beyin görüntüleme ve diğer tekniklerdeki gelişmelerle bu varsayım çürütül­müş, bilim adamları sürekli devam eden beyin gelişimi ve nöroplastiklik (neuroplasticity) kavramını benimse­mişlerdir.

Davidson’ın meditasyon çalışmasının en yeni so­nuçları Kasım ayında Ulusal Bilimler Akademisi’nin (National Academy of Sciences) Gelişmeleri arasında yayınlanmıştır. Bu çalışma ile Davidson meditasyon yo­luyla zihinsel eğitimin beynin iç faaliyetini ve bağlantıla­rını değiştirdiğini göstererek nöroplastiklik kavramını bir adım öteye taşımıştır.

Yeni bulgular, Davidson ve dünyanın en ünlü Budist üstadı Tibetli Dalai Lama’nın uzun işbirliklerinin sonucudur. 1992 yılında Dalai Lama Davidson’ın duyguların nörobilimi hakkındaki yenilikçi araştırmalarını öğrendik­ten sonra Onu Hindistan’a Dha­ramsala’daki evine davet etmiştir. Bilindiği üzere Tibetlilerin yüzyıllar boyu devam etmekte olan yoğun meditasyon gelenekleri mevcut­tur ve başlangıçtan itibaren Dalai Lama, Davidson’dan Tibetli rahip­lerin meditasyon esnasında zihin­lerini bilimsel olarak incelemesini istemiştir.

3 sene öncesinde de Davidson’ın laboratuvarında iki gün geçirmiş olan Dalai Lama araştırma kapsamında en iyi 8 Tibetli meditasyon uy­gulayıcısı rahibi elektroansefalograf (EEG) testi ve be­yin taraması için Davidson’ın laboratuvarına gönderdi. Deneyde yer alan Budistler Tibetin Nyingmapa ve Kag­yupa Meditasyon gelenekleri ile 15 ila 40 yıl arası sü­reçlerde yaklaşık 10.000-50.000 saat arası eğitim gör­müş kişilerdi. Deneyin kontrolünü sağlamak amacıyla önceden hiçbir meditasyon deneyimi olmayan gönüllü 10 öğrenci de 1 hafta süreyle meditasyon eğitiminden sonra deneye katıldı.

Rahipler ve gönüllü öğrencilere tam 256 adet elektrik sensörü bağlandı ve kısa süreler boyunca meditasyon yapmaları istendi. Düşünme ve diğer zihinsel aktivite­lerin büyük gruplar halinde nöronların birbirlerine me­sajlar gönderdiği hafif ama algılanır elektriksel aktivite patlamalarına neden olduğu bilinmektedir. Sensörlerin algıladığı buydu. Davidson özellikle beyindeki en önem­li elektriksel beyin faaliyeti ve en yüksek frekanstaki dalga olan gama dalgalarıyla ilgileniyordu.

İki gruptan da spesifik ola­rak “koşulsuz bir merhamet duygusu” üzerine meditasyon yapmaları istendi. Budist öğ­reti; Dalai Lama öğretisinin kalbi olan.bu meditatif hali ya­şayan tüm varlıklara yardım etmeye mutlak bir biçimde hazır olmak şeklinde tanım­lamaktadır. Herhangi bir nes­neye, anıya ya da görüntüye konsantr olmayı gerekli kıl­madığı ve değiştirilmiş bir va­roluş hali yarattığı için Araştır­macılar odaklanmaları için bu konuyu seçmişlerdi.

Davidson, araştırma so­nunda meditasyonun rahiplerin eğitimli zihinleri üzerin­de gönüllülerinkinden farklı bir biçimde faaliyete yol aç­tığını açık bir şekilde saptadıklarını ifade etti ve durumu şu şekilde dile getirdi:

“En önemlisi, elektrotlar rahiplerden hızlı hareket halinde ve alışılmadık derecede güçlü gama dalgaları algıladı ve beyinlerindeki dalgaların öğrencilerinkinden çok daha organize ve koordineli olduğunu ortaya çıkar­dı. Meditasyona yeni başlamış olan gönüllülerde medi­tasyon sırasında gama dalgası aktivitesinde çok az bir artış görülürken bazı rahiplerde ise araştırmaya başla­madan önce bile sağlıklı bir insanda kaydedilenden çok daha fazla gama dalgası aktivitesi kaydedildi.”

“Daha uzun seneler süresince meditasyon yapmış olan rahipler en güçlü gama dalgalarına sahiptiler” Bu dozaj tepkisi, yani daha yüksek düzeydeki ilaç ya da aktivitenin düşük düzeylere göre daha fazla etki oluştur­ması, araştırmacıların sebep- sonuç ilişkisi olarak orta­ya çıkardıkları husustur.

Önceki çalışmalarda konsantrasyon, hafıza, öğren­me ve bilinç gibi zihinsel aktiviteler rahiplerde tespit edilen gelişmiş sinirsel koordinasyonla ilişkilendirilmişti. Rahiplerde bulunan yoğun gama dalgaları birbirinden ayrı beyin devreleri ile ilişkilendirilmiş ve bu dalgaların daha yüksek zihinsel aktivite ve artırılmış farkındalık ile de bağlantılı olduğu ortaya konulmuştu.

Davidson’un araştırması, prefrontal korteksi mut­luluk, olumlu düşünceler ve duygular ile ilişkilendirilen beyin bölgesi olarak sapta­dığı daha önceki çalışması ile uyumludur. Davidson me­ditasyon yapan rahiplerde Fonksiyonel Manyetik Rezo­nans Görüntüleme Tekniği’ni (fMRI) kullanarak, EEG ile ölçülen beyin aktivitelerinin özellikle söz konusu bölgede yoğun olduğunu tespit etmiş­tir.

Davidson araştırması ile meditasyonun sadece kısa dönemde beynin çalışma şeklini değiştirmekle kalmadı­ğı uzun dönemde de beyinde kalıcı değişiklikler oluşturdu­ğu sonucuna varmaktadır. Kendi ifadesi ile “…bu bulgu rahiplerde araştırmanın başında henüz meditasyona başlamadan önce de kontrol grubuna göre daha fazla gama aktivitesi görülmesine dayanmaktadır.” Massac­husetts Üniversitesi’nden bir araştırmacı Jon Kabat-Zinn birkaç sene önce de benzer bir sonuca varmıştı.

Harvard ve Princeton üniversitelerindeki araştırma­cılar şimdilerde rahiplerden bazıları ile düşüncelerini kontrol etme ve imgeleme gibi meditasyon deneyimleri­nin çeşitli halleri üzerine deneyler yürütmektedir. David­son ise konu ile ilgili daha derin bir araştırma yapmayı planlamaktadır.

Son olarak, araştırmanın ardından Davidson sonu­cu şu şekilde ifade etti: “Eğitilmiş bir zihin ya da beynin eğitilmemiş olandan fiziksel olarak farklı olduğunu keş­fettik, zamanla bu şekilde bir zihinsel eğitimin önemini daha iyi anlayabilecek ve bu konuya daha ciddi bir şe­kilde yaklaşılması ihtimalini artırabileceğiz.
3  Şehr-i Gölge / Müzik / Şuanda ne dinliyorsunuz? : 31 Aralık 2012, 13:32:42
Adele - Set Fire To The Rain (Live at The Royal Albert Hall)
4  Şehr-i Gölge / Müzik / Şuanda ne dinliyorsunuz? : 31 Aralık 2012, 13:27:16
Mustafa Ceceli - Aşikardır Zat-ı ,Hak (Video klip)
5  Şehr-i Gölge / Gölge Kitaplık / İnsanlar Uyurlar Ölünce Uyanırlar E-Kitap : 27 Aralık 2012, 12:46:14

6  Gölgeler Kitabı / Gölgeler Kitabı Etkinlikler / İstanbul Buluşmamızdan Çeşitli Kareler : 24 Aralık 2012, 11:06:36
Güzel ve faydalı bir buluşma olmuş ilerleyen günlerde diğer şehirlerdende  bekliyoruz Gülümseme
7  Evrensel Enerjiler ve Farkındalık / Farkındalık / Düşünce Düşmanları : 24 Aralık 2012, 10:47:49
 
*DÜŞÜNCE DÜŞMANLARI*
*Sorunlara odaklanmak
*Rutin işlere dalmak
*Medeni meşguliyetler
*İdealsizlik   
*Aynı işi yaptıkça artık onun üzerinde düşünme ihtiyacınız kalmaz.Ya rutinliğe teslim olacaksınız.Ya da isyankar ilan edilip dışlanacaksınız.Sıradan olmayı tercih ediyorsanız, hayatta büyük sıçramalar yapmamayı da kabul etmişsiniz demektir.
*Başka bir arayışı olmayanın, başka bir buluşu da olmayacaktır.
*Medeniyetten kaçmak aslında daha medeni olmak anlamını kazanmıştır.
*Hayatınızın bir gerekçesi, tamamlanması gereken işleriniz olmalı ki çözümleri için düşünesiniz.Başkalarının size ideal kazandırmasını umarsanız kıyamete kadar beklersiniz.
Beyniniz tembelliğe alışkınsa özel bir çaba göstermeksizin çalışkanlığını geri getiremeyeceksiniz.
 

*DÜŞÜNCE UFKUNUZU GELİŞTİRMEK İÇİN YOLLAR:
1-Uzaydan gelmiş bir yaratık gibi düşünün:
Bildiğinizi sandığınızda bilmedikleriniz size açılmaz.Birşeyleri keşfetmek onları bilmeyi arzulamak sayesinde mümkündür.
2-Sürekli sorular sorun:
Soru cevabın yarısıdır.Ne kadar çok soru sorarsanız o kadar çok bilirsiniz.
3-Sorunlara çözüm arayın:
Zihninizde bir sorun varsa beyniniz ona çözüm arayacaktır.
4-Bakış açınızı değiştirin:
Mantık saplantısı yüzünden hayal gücünüzün ölmesine izin vermeyin.Mantıklı çelişse de Einstein'in dediği gibi:"Hayal gücü bilgiden daha mühimdir."
Büyük buluşları mantıktan önce hayal gücüne borçluyuz.
5-Hedef sahibi olun:
Beyin,onu kullandıkça gelişir, kullanılmadığında en hızlı körelen organ beyindir.
2 saat TV seyretmekle beynin uyarımdan yoksun bırakılmasının beyinde oluşturduğu tembelliği gidermek için 1 hafta zihin egzersizi yapmak gerekir.   
*Kaderimizin kanunu:
Düşünceler eylemlere yol açar.Eylemler alışkanlıkların nedenidir.Alışkanlıklarımız bizim karakterimizi,kişiliğimizi belirler.Karakterimiz ise kaderimizi örgüleyen en önemli nedendir.Büyük sonuca giden yol, büyük düşünceden başlar.
Kader herkese istemeyi bildiği kadarını vermiştir.
-Eğer ötelerdeki büyüklükleri aramazsanız onları bulamazsınız.Yüksekliğe ancak yüksekliği arayanlar ulaşabilir.
*simit satmayı düşünürseniz simitçi olursunuz.Düşüncelerimiz küçülürse eylemlerimiz de küçülür.Üreteceğimiz sonuçlar da küçülür.
 
SİHİRLİ FORMÜLLER
1-Olumlu Düşünün:
*Tüm başarılı ve mutlu insanlar olumlu düşünenlerdir.Olumlu ya da olumsuz düşünmek zaman içinde otomatikleşir ve davranışlarımızı yönetmeye başlarlar.
*En büyük başarıları ateşleyen nedenler;kendilerinden önce gelen çok büyük başarısızlıklardır.
*Allah Hz.Eyyüb (a.s) gibi büyük Peygamberini 10 yıldan uzun süre hastalıkla imtihan etmiştir.
*Başarıyla bitmeyen her deney, bizi başarıya bir adım daha yaklaştırır.
*Acınızı sevince dönüştürerek ondan intikamınızı alın.
*Mazeretler olumsuz düşüncelerin temelini oluştururlar.Olumsuz ortamda yaşadıkça olumsuz düşüncelerimiz gelişir,otomatikleşir.
2-Güzel Görün:
*Bediüzzaman:"Herşey ya bizzat güzeldir, ya da sonuçları itibariyle güzeldir."
*Güzel gören güzel düşünür,güzel düşünen hayatından lezzet alır.
*Önemli olan her mekanda gizlenen güzellikleri sürekli görebilmektir.
*Gülün güzelliğine ihanet eden, zambağı sevdiğini iddia etmesin boşuna...
3-Teşekkür Edin:
*Hz.Muhammed"Nimetin devamını garanti eden şükürdür."
*Kaderi analiz etmeyi bilmezsek, başımıza gelenlerin nedenini anlayamayız.
4-Tevekkül Edin:
*Tevekkül, sınırsız bir güce (Allah'a) dayanmaktır.
*Karamsarlık geçmişten, endişe gelecekten gelir.
*Şimdiyi düşünün.geleceğe ise tevekkülle bakın.
*Tevekkülle gelecekten güç alırsınız.
*Tevekkülsüz insan, başına gelenlerin tüm sorumluluğunu kendinde gören insandır.
*Allah hiç kimseye kaldıramayacağı yük yüklemez.Sırtınızda kaldıramadığınız bir yük varsa onu siz üstlendiniz, kader yüklemedi.
*Peygamberimiz:"Her kim dilencilik yaparsa, Allah ona fakirlikten bir yol açar."
5-Güçlü Kelimeleri Kullanın:
*Hayatımızı kullandığımız kelimeler yönetiyor.
*Nötr Kelimeler:
Normal,sıradan,akşam,sonra.
(Bu tür kelimelerde hiçbir olumlu veya olumsuz çağrışım yoktur.)
*Zayıflatıcı Kelimeler:
Alçak,şerefsiz,adi,başarısız,çirkin,
pahalı,korkunç,zor,acı,
öldürücü,tembel,kötü,eski,hain...
*Bu kelimeleri kullandıkça psikolojik gücümüz azalır.
*Güçlendirici Kelimeler:
*Her kullanışınızda ruhunuzun güçlendiğini görürsünüz.Dinleyen herkes güçlü kelimelerinizin etkisiyle sizde sihirli bir güç olduğunu sanır.
Enerji Yükü En fazla olan Güçlendirici Kelimeler:
*Büyük, farklı, şimdi, hızlı, fırsat, harika, bedava, kazançlı, yeni, kolay, heyecan verici, kesin, canlı, güzel, temiz, ilginç, muhteşem...
*Sır, başarı, zafer, yapmak, cesaret, önem, sevgi, saygı, başarı, gülmek, oyun, yardım, vermek, yükselmek, eğlenmek, sevinmek, coşmak, kahramanlık, şeref, dürüstlük, tazelik...
*Bu kelimeler onları her tekrar edişinizde sizi daha güçlü ve etkileyici gösterecek.Dahası mıknatıs gibi bir çekiciliğe hemen şimdi sahip olacaksınız.(Altı çizilenler güçlendirici kelimeler)
*Bu kelimeleri kullandıkça manevi gücünüzün,özgüveninizin,coşkunuzun arttığını,kendinizi müthiş mutlu hissettiğinizi göreceksiniz.
*/Bu kelimeleri ve eş anlamlarını sık sık kullanın.
*Kendinize 40 gün akıllı deseniz, gerçekten akıllı olursunuz.
*Beyninize ne yapmak istediğinizi söylemezseniz nasıl yapabileceğinizi kendiliğinden araştırıp size söyleyemeyecektir.   
 
*DÜŞÜNCE DÜŞMANLARI*
*Sorunlara odaklanmak1-Uzaydan gelmiş bir yaratık gibi düşünün:
Bildiğinizi sandığınızda bilmedikl
*Rutin işlere dalmak
*Medeni meşguliyetler
*İdealsizlik   

*Aynı işi yaptıkça artık onun üzerinde düşünme ihtiyacınız kalmaz.Ya rutinliğe teslim olacaksınız.Ya da isyankar ilan edilip dışlanacaksınız.Sıradan olmayı tercih ediyorsanız, hayatta büyük sıçramalar yapmamayı da kabul etmişsiniz demektir.
*Başka bir arayışı olmayanın, başka bir buluşu da olmayacaktır.
*Medeniyetten kaçmak aslında daha medeni olmak anlamını kazanmıştır.
*Hayatınızın bir gerekçesi, tamamlanması gereken işleriniz olmalı ki çözümleri için düşünesiniz.Başkalarının size ideal kazandırmasını umarsanız kıyamete kadar beklersiniz.
Beyniniz tembelliğe alışkınsa özel bir çaba göstermeksizin çalışkanlığını geri getiremeyeceksiniz.
 



Muhammed Bozdağ Düşün ve Başar Kitabından Alıntı
8  Evrensel Enerjiler ve Farkındalık / Farkındalık / Düşün Ve Başar : 24 Aralık 2012, 10:43:06
DÜŞÜN VE BAŞAR

1.ADIM:Büyük düşünmek
Başarının ilk adımı var olabilmek,yani düşünebilmek,başarıyı geliştirmenin yolu da düşünceyi geliştirebilmektir.Felaket yapmamak değil,yapamayacağını sanmaktır

"İnsan ne düşünüyorsa odur."

Düşünceler eylemlere yol açarlar. Eylemler alışkanlıkların nedenidir. Alışkanlıklarımız bizim karakterimizi, kişiliğimizi belirler. Karakterimiz ise hayatımızı örgüleyen en önemli nedendir. Herkes yürüdüğü yolun sonunda var olana ulaşır. Tırmandığınız merdivene bakarak sonunda nereye yükseleceğinizi anlayabilirsiniz. Dolaysıyla büyük sonuca giden yol büyük düşünceden başlar.
"Büyük Düşünmenin Büyüsü" isimli kitabında Dr. David J. Schwartz ilginç bir tespiti aktarıyor. Amerika'da büyük bir şirketin işe alma bölümüne başvuranların durumu çok çarpıcıdır. Şirketin yılda 10 bin dolar ödediği işlere başvuranların sayısı, yılda 50 bin dolar ödenen işlere başvuranların sayısından 50 ile 250 kat fazlaymış. İnsanların çoğu daha ucuz işlere başvuruyorlar. Bunun anlamı açık: Yola yüksekten başlamaya cesaret edemiyoruz.

2.ADIM:Coşkuyu Geliştirmek:
Yaşadıklarımızın üzerimize etkilerini belirleyen ne oldukları değil,onlara ne anlam verdiğimizdir.Yaşadığımız olayların anlamlarını bizi güçlendirecek bize coşku verecek şekilde belirleyeceğiz.
3.ADIM:Hedef Belirlemek:
Başarı aynı yönde sonuna kadar gitmektir.
Starr Jordan:"Nereye gittiğini bilen kişiye yol vermek için dünya bir yana çekilir."
Beynimizin hedefimize çözüm bulma çabası biz uyurken,uyanıkken,bilinçli iken çözüm buluncaya kadar devam eder.Ne kadar yükseği istersek,yükseğe o kadar yakın olacağız.Ruhumuzun enerji kaynağı istektir,arzudur.
Hangi yönde nereye kadar gidiyoruz? Tam olarak ne istediğinizi bilirseniz, çevrenizdeki güçler size nasıl yardımcı olacaklarını bilirler. Zihninize ne yapmak istediğinizi söylerseniz onu yapmak için çalışır.
"Nereye gideceğini bilmeyen gemiye hiç bir rüzgar fayda vermez." sözü hedefsizliğin gerçek sonucunu ortaya koyuyor. Ne yapmak istediğinizi bilmiyorsunuz, ama çevrenizde binlerce fırsat rüzgarı uçuşmaya devam ediyor. Hedefiniz yoksa fırsatları nasıl kullanacağınızı, yelkenlerinizi ne şekilde ayarlayacağınızı bilemezsiniz.
Kendilerini başarısızlığa mahkum edenler hedefi, zihinde dolaşıp duran hayallerle karıştırırlar. İsteklerin, dileklerin hedef olduğunu sanırlar. Sonuçta hedefsizliklerini değil de talihsizliklerini suçlarlar. Onlara, isteseler neler yapabileceklerini söyleseniz, inandıramazsınız. Büyük işler başaranların, bunu sadece hedeflerine borçlu oldukları konusunda ikna olmazlar.
Hedef sahibi olduğunuzda tüm duruşunuz hedefinize hizmet edecektir. Geçen tüm saniyelerinizde zihniniz hedef üzerinde düşünecek, konuşmalarınızı, ilginizi ve öğreniminizi hedefiniz belirleyecektir. Böylece dikilen bir ağacın beslenerek büyümesi gibi, hedeflerle dolu bir zihinde yaşatılan arzular içten içe inşa olmaya ve yeşermeye devam edecektir.

4.ADIM:Şiddetli İstemek:
Yakıcı arzularımız yoksa yolculuğa yeterli süre tahammül edemeyiz.neyi başaracağımız,neyi istediğimize,nasıl ve ne kadar istediğimize veya ne kadar istemediğimize bağlıdır.Ne kadar arzularsak o kadar enerjiyi,o kadar gücü,o kadar emeği amacımız uğrunda feda etmeye hazır oluruz.
Hiç kimse birşeyi elde edebileceğine inanmadığı sürece onu elde etmeye hazır değildir.Arzulamadığımızı elde edeceğinize inanmazsınız.

5.ADIM:Yöntem belirlemek:
Yöntem belirlemek "Nasıl yapabilirim" sorusuna cevap bulmaktır.Nasıl yapılacağını bilmek yapabilmenin %80'ini oluşturur.
Tam olarak neyi,tam olarak nasıl,tam olarak nerede,tam olarak ne zaman ve tam olarak ne kadar yapmak istiyorsunuz?

6.ADIM:Cesareti Geliştirmek:
Yapabileceğinize bir defa inandınız mı,inanılmaz işleri başarırsınız.Cesaret budur...
Cesaretiniz varsa izlerinizi uzaklara taşırsınız. Var olmamız cesaretimize bağlı. Cesaretiniz varsa herkes sizin var olduğunuzu bilir. Sizi insanların dünyasına sadece cesaretiniz taşır. Cesaretiniz yoksa kendi iç dünyanıza hapis olmaya mahkumsunuz.

Katıldığınız bir toplantıda aklınızda kimlerin kalacağına dikkat edin: Kürsüde konuşanlar. Sonra da kalabalık arasında ayağa kalkıp yüksek sesle soru soranlar. Üzerinden koşarak geçtiğiniz vadide, kokularını gizleyen çiçekler dikkatinizi çekmeyecektir. Korku içinizdeki güzellikleri karadelikler gibi yutar, yok eder.

Cesaret gösterebilenler risk üstlenmeye hazır olanlardır. Şurası kesin: Risk ve sorumluluk üstlenmeyen hiç kimse başarılı olamamıştır. Alışkın olduğunuz hayat size risksiz gelebilir. Aslında rahatlık içerisinde daha büyük riskler vardır. Çoğu insan sineğin ısırmasından kaçarken akreplere yem olur. Bizde "yağmurdan kaçarken doluya tutulmak" sözüyle kast edilen budur. Değişmekten korkuyorsanız riskten kaçıyorsunuz. Değişmezseniz gelişmezsiniz. Yanlış yapma riskini göze alamazsanız doğru yapma cesaretini gösteremezsiniz.

7.ADIM:Hemen Yapmak:
Yakaladığınız ilk boş zaman ,bekleyen ilk işinizin yapılması gereken andır.Hedefinize tam nişan aldığınız anda ateş etmelisiniz.
"İlerde yapacağım" demek, ileriye gidip geriye baktığınızda hiçbirşey yapamadığınızı görmektir.
Tüm gücünüzü toplamışken yumruğunuzu savurun.Geçmişin ve geleceğin saldırısını yok edeceksiniz; çünkü en önemli işiniz şu anda yaptığınız iştir.

8.ADIM:Şimdiyi Yaşamak:
Sadece şu anda yaptıklarımız, gelecekte nerede olacağımızı belirleyecek.
Geçmiş ve gelecek,işimizin şu ana düşen payını 10 kat zorlaştırır.Acıyı çekmek zorundaysak, onu geldiği zaman çekmeyi öğrenmeliyiz.Eğer küçük parçalara ayırmayı başarabilirsek en ağır yükleri taşıyabiliriz.
9.ADIM:Mazeretlerden Kurtulmak:
*Başarısızlığın hiçbir mazereti yoktur.Çünkü sadece vazgeçerseniz başarısız olursunuz.Gerçek ve tek başarısızlık vazgeçmektir.Vazgeçmediğiniz sürece sonunda başaracağınızdan emin olmalısınız.İlerlemenin durdurulduğu yer, engellerin mazerete dönüştüğü yerdir.
*Başarılı insanlar, her zamanda, her ortamda, her şartta çalışabilmeyi başaran insanlardır.
*En inanılmaz kurtuluşlar en dayanılmaz çaresizliklerle boğuştuğunuz anda gelir.
*Gücünüzün tükendiğini sandığınız yer bir adım daha direnirseniz kurtuluşun aniden kolunuzdan tutacağı yerdir.
Kaderin karıncaların karşısına çıkardığı zorluklar bizim karşımıza çıkardığı zorluklardan küçük değildir. Her yağmurda evleri başlarına yıkılan karıncalar vazgeçmezken biz hangi deprem yüzünden vazgeçeceğiz? Yükselmek istiyorsak, bunu başarmak bizim elimizde. Alçaklara inmeyi de biz başarırız. Hem de ne maharetle...Başaranların hiçbir bahanesi yoktur. Bahanenin "var" olduğu yerde başarı "yok" olmaya mahkumdur. Hiç kimse bahaneyle birlikte yükselmeye devam edemez. Çünkü bahane bulduğumuz anda teslim oluruz. Bahane varsa mücadele yoktur. Bahane bulursanız en küçük başarılarınızı bile yok edebilirsiniz.
Cesaretle üzerine gittiğiniz korku, korku içinde sizden kaçacaktır. Kendisinden kaçtığınız cesaret, cesaretle özerinize korku salacaktır. Hendeklerin üzerinden atlayamayan develer dağları zapt eden komutanların bineği olarak ün salmamıştır. Yüksekten korkan uçamaz, kılıçtan korkan galip gelemez. Ölmekten korkan yaşayamaz. Hastalığa göğüs geremeyen sağlığın huzurunu yaşayamaz. Şimdi dağlarda yuva yapan kartallar bir zamanlar oraya "uçma" zahmetine katlanmışlardı. Dağlara çıkmak için en azından taşların üzerinde yürümeye mahkumuz.

10.ADIM:Sonuna kadar Gitmek:
Bir adım daha atamamak, atılan binlerce adımın yok olmasına neden olur.bitmeyen iş yapılmamış iş gibidir.
*Geleceğinize hakim olmanın yolu, ona ilişkin düşünceler üretmek ve bu düşünceleri üretmek ve bu düşünceleri planlamaktır.
*Stres, düşünce akışını tahrip eder.Beyin düşünebilme kabiliyetini öldürür


Muhammed Bozdağ: Düşün Ve Başar Kitabından Alıntı.
9  Şehr-i Gölge / Kitap Tanıtımları / Kendi Kutup Yıldızını Bul kitap : 10 Aralık 2012, 15:38:50


Kendi Kutup Yıldızını Bul Açıklama
Seçtiğiniz hayat sizi mutlu ediyor mu? Yoksa başkalarının hayatını yaşamaktan, başkalarının arzularını karşılamaya çalışmaktan yorulduğunuzuz mu hissediyorsunuz? Kendinizi bu ormanın içinde kaybolmuş hissediyorsanız üzülmeyin. Sizi karanlılardan çıkaracak olan birisi var: Kendiniz! Başınızı yukarı kaldırın, bakın ve görün; kendi kutup yıldızınızı bulun, onu izleyin.



Bu kitapta yer alan bütün cümleler, yaşam enerjinizi yitirdiğinizi hissettiğinizde ya da zorluklarla baş etmeye çalışırken yeterli güce sahip olmadığınızı düşündüğünüzde size güç verecek cümleler...



Yazılarından ya da söylemlerinden alıntılar bulacağınız kişiler her çağdan, her yaştan ve her ülkeden yüreğimize hitap ediyorlar. Leonardo da Vinci'den Mevlana'ya, Epictetos'tan Katharine Hepburn'e, Stendahal'den Rahibe Teresa'ya kadar herkes burada size, Bize, insanlığa sesleniyorlar.
10  Evrensel Enerjiler ve Farkındalık / Kuantum Düşünce / DÜŞÜNCE GÜCÜ İLE HAYALLERİ GERÇEKLEŞTİRME : 10 Aralık 2012, 15:17:45
KENDİMİZE , “ASLINDA NEYİ ARIYORUZ ?” DİYE SORMALIYIZ
1- İhtiyacımız olan şey başkalarının bizi daha çok sevmesi değil, bizim onları daha çok sevmemizdir.
 2- Yapmamız gereken , savaş korkusunu yaşamamak için ülkeler arasında barış sağlamaya çalışmak değil, kendi karmaşa içindeki benliklerimizde barışı, huzuru bulmaya çalışmaktır. Gerçek Ben – Güveni budur.
 3- Dönek bir dünyanın takdirini kazanmak için çalışmamalıyız, İçimizdeki Allahı memnun etmek için harcadığımız çabada doyum bulmalıyız.
 4- Başarılarımızla dünyayı sarsmamız gerekmiyor , başarısızlık nedir bilmeyen içimizdeki Öz’ün gerçek zenginliğine ulaşmalıyız.
 

 BEN – GÜVENİ İÇİN KENDİNİ – YÖNETME
 

a- Başarısızlıktan korkmaya son verdim. İçimizdeki Güc’e inanıyor ve güveniyorum.
 b- İçimdeki ruh her zaman bana destek oluyor, huzur ve güven veriyor.
 c- Nerede olursam olayım , ne yapıyorsam yapayım, Sonsuz Varlık benimle


İLK ADIM: KARAR VERMEK
 
Düşüncelerine hakim olamayanlar kısa zaman sonra davranışlarına da hakim olamazlar.
 Bilinçaltı sürekli olarak bilinçten gelen emirleri yerine getirir. Biliçaltı bilinç tarafından inanılan her emre cevap verir. Kararsızlık olursa , her dakika fikir değiştirilirse, bilinçaltı karmaşaya düşer. Kesin kararlar vermeyi öğrenmeliyiz. İnsana seçme hakkı verilmiştir. Kullanıp kullanmamak kendisine bağlıdır. Yanlış seçim yapmaktan korktuğumuz için, seçim yapmaya çekinirsek biliçaltının eli kolu bağlanır , çıkmaza girer ve hiçbir şey başaramaz.
 Bilinçaltı, duygulara karşılık verir. Birçok emri duygularımızla veririz. Kararlılık da bir duygu meselesidir. Kendinizi huzursuz ve güvensiz hissetmekten vazgeçin. Her problemin bir çözümü olduğunu ve bu çözümleri, yanıtları bulunabileceğini bilin. Hayat, sabah kalktığımız andan gece uykuya dalıncaya kadar yaptığımız seçimlerden ibarettir.Yumurtayı nasıl yiyeceğimize, hangi kravatı takacağımıza, ne tip tavırlar takınacağımıza karar veririz. Gördüğümüz ve yaşadığımız her şey bu seçimlerin, kendimizle ilgili inançlarımızın sonucudur.


KARAR VERME KONUSUNDA KENDİNİ – YÖNETME
 
Ben kararlı bir insanım. İçimdeki bilgelik sayesinde akıllıca seçimler yapabilirim. İçimdeki zeka benim için doğru olanı bilir ve seçim yapmamda bana yol gösterir. Evrensel Akılda benim için mükemmel bir plan var , almak için aklımı açarsam bana verilecek.
 “Düşündüğünüz , inandığınız ve güvenle beklediğiniz her şey mutlaka gercekleşir.” Bu bir yaşam yasasıdır. Kim olduğunuzun önemi yok. Yasa kişiler arasında ayırım yapmaz. Kim olduğunuzu, geçmişinizi, ulusunuzu veya ırkınızı dikkate almaz. Bilinç yoluyla işler. Bu yüzden kendinizle ılgili inanabildiğiniz her şey tecrübeniz olur. Gerçek refah içsel hakimiyetle başlar ki bu yaşamın her alanında zenginlik getir. Doğru hareketi ve tam bir doyumu içerir. O zaman aradığımız şey, içimizdeki Mutlak Gücün varlığının bilinçinde olarak sahip olacağımız gercek refah bilinci ve içsel hakimiyettir. Bu bilinci geliştirirken beş temel prensibi dikkate almamız gerekmektedir.
 1- Allahın bize duyduğu sevgi kişiye , yere , şarta ve ortama bağlı değildir.
 2- Kendi kendimize koyduğumuz sınırlamaları ortadan kaldırıp Sonsuzun bizde hüküm sürmesine izin vermek yine kendi elimizdedir.
 3- Her insan sonsuzluğu kendi sözleriyle bireyleştirir.
 4- Kural şudur; Düşündüğünüz, inandığınız ve güvenle beklediğiniz her şey mutlaka gerçekleşir.
 5- Verdiğiniz ölçüde Hayat’tan geri alırsınız ; Hayatla bir bütünsünüz
.

 [color=red
ZENGİNLİK PARA KAZANMA YETENEĞİNE Mİ BAĞLIDIR
 [/color]

Zengin olmanın tek yolunun başkalarından para koparmak olduğuna inanan birçok insan vardır.Bu yanılgı bir anlamda hayatın kendisinden ayrı düşmektir ve tip insanlar tüm hayatlarını başkalarından aldıklarını koruyarak harcarlar. Ve bu onlar için bir yasa haline gelir. Ama hayat böyle değildir. Önce Allahın alemini ve onun doğruluğunu arayın ve her şey size verilecektir. her şeyden kasıt nedir ? Yiyecek, giyecek, barınak,ve insanın ihtiyaç duyduğu her şey. Yaşamın yasasını bir kez anladık mı her şey bilince bağlı bir düzende gelişir , iyiliğimiz için başkalarıyla yarışmak zorunda kalmayız. İyiliğimiz başkalarına bağlı değildir. Yasayı kullanmamıza bağlıdır.İnsanları sınırlayan ve zenginlikten mahrum kılan yanlış inanışlar şunlardır.
 1- Zenginliğin şansa bağlı olduguna inanmak yanlıştır.
 2- Zenginlik yanlızca “para kazanma” yeteneğine bağlı değildir.
 3- Zengin olmanın günahkarlık olduğunu düşünmek yanlıştır.
 4- Cimriliğin erdem olduğunu düşünmek yanlıştır
 5- Zengin bir hayat sürmenin gelecek için mal ve para depolamak olduğuna inanmak yanlıştır.
 6- Zengin olmak için kötü olmanın şart olduğuna inanmak yanlıştır.
 İncil para aşkı tüm kötülüklerin kaynağıdır der. Hayır, kötü olan para değil , parayı çok fazla sevmek onu tüm iyiliklerin kaynağından önde tutmaktır. Tutumlulukla cimrilik birbirine karıştırılmamalı. Kaybetme korkusu ve bu korkunun sonucu olan elindekini koruma isteği cimriliği doğuru.
 Kendimizi neye bağlarsak, ne olduğumuzu düşünürsek öyle oluruz. “Ben değersizim diye düşünmek” yerine “Ben sonsuz bir varlığım,Hayat en iyiye sahip olmamı istiyor ve bende bunu kabul ediyorum.Tüm iyiliklere sahip olmayı hak ediyorum” demeye başlayın.
 Başımıza ne geldiği değil, ona nasıl tepki gösterdiğimiz önemli olan. Samanlık yanıyorsa yangını neyin başlattığı nın ne önemi var.Sorulması gereken soru “Yangını söndürmek için ne yapmalıyım.
 Kendimiz hakkındaki inancımız, kaderimizi belirler.
 Edison başarısızlığı kabullenmeyi reddetti. Ampulü çalıştırmak için binlerce yol denedikten sonra “Çalıştıramamanın binlerce yolunu keşfettik”,dedi.
 Bilinçiniz, bilinen tecrübelerden ve inanmak istediği çeşitli fikirlerden yola çıkarak çıkarımsal mantık yürütme yapar.Öte yandan bilinçaltı tam tersine işler. Ona birşeyi gelecekte birgün başarmayı arzuladığınızı söylerseniz arzunuzun gercekleşmesini hep gelecek bir zamana erteler. Direktiflerimizin yerine getirilmesi için şimdi kelimesi kullanılmalı ve direktifimiz “şimdi” için gecerli olmalı.
 
Sayfa: [1] 2 3 ... 102
Kodlama & Editleme Tema Tasarımı by Aries | GolgelerKitabi.Com®
Orjinal Themes Ay Işığı by rallyproco | edit Themes by Aries



Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
Yasal uyarı
İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Golgelerkitabı Adresimizde 5651 Sayılı Kanunun 8. Maddesine ve T.C.K nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Golgelerkitabi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler hukuk@golgelerkitabi.com mail adresi ile iletişime geçildikten sonra en geç 1 (Bir) Gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve avukatımız size geri dönüş yapacaktır...